ÇOCUKLARIMIZA YUMURTAYI RENKLENDİRİP SEVDİREREK VEREBİLİRİZ
ÇOCUKLARIMIZA YUMURTAYI RENKLENDİRİP SEVDİREREK VEREBİLİRİZ
Bıldırcın yumurtası, son yıllarda sağlık açısından dikkat çeken besin maddeleri arasında yer almaktadır. Yüksek besin değeri ve sağlık faydaları ile bilinen bu yumurtalar, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına kadar birçok olumlu etki sunmaktadır. Çeşitli tüketim yöntemleriyle günlük beslenmeye dahil edilebilir.
Bıldırcın yumurtası, son yıllarda sağlık alanında sıkça dikkat çeken bir besin maddesi haline gelmiştir. Bu yumurtalar, besin değerleri ve sağlık faydaları açısından zengin içerikleriyle bilinir. Bıldırcın yumurtasının beslenmedeki rolü ve sağlığa olan etkileri üzerine yapılan araştırmalar, bu küçük ama besleyici gıda maddesinin potansiyel yararlarını ortaya koymaktadır. |
BILDIRCIN YUMURTASININ FAYDALARI
Her gün 1 adet tavuk yumurtası yiyerek protein ihtiyacınızın bir kısmını karşılıyor, öğünlerinizi zenginleştiriyor olabilirsiniz; fakat diğer seçenekleri de listenize eklemeye ne dersiniz? Mesela birçok yönden tavuk yumurtasından çok daha hünerli olan bıldırcın yumurtası ile tanışmak için daha fazla geç kalmayın deriz. İşte bıldırcın yumurtasının 9 müthiş faydası.

bildircin-yumurtasi-hakkinda
Bıldırcın yumurtası, iyi bir protein kaynağıdır. Protein eksikliği problemi yaşayanlar ve bunun için protein tozu gibi takviyelerden yararlanan kişiler bir başka yöntem olarak doktor kontrolü dahilinde bıldırcın yumurtasına yönelebilir.
Bıldırcın yumurtası, doğanın sunduğu antibiyotiklerden biridir. Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, grip gibi rahatsızlıklarla sık bir şekilde mücadele ediyorsanız düzenli olarak bıldırcın yumurtası tüketimi etkili bir çözüm yöntemi olabilir.
Ne ilaç kullanırsanız kullanın yok edemediğiniz bir öksürük probleminiz varsa bir de bıldırcın yumurtasından yararlanmayı deneyin. 1 bardak süt içerisine 1 adet bıldırcın yumurtası ve 1 çay kaşığı kadar bal ekleyip için. Bu karışım ile öksürüğe veda edebilir, çeşitli alerjik reaksiyonları kendinizden uzaklaştırabilirsiniz.
Bıldırcın yumurtası, çeşitli cilt maskeleri yapmak için iyi bir malzemedir. Bıldırcın yumurtasından yapılan maskeler; ten rengini güzelleştirir, cildin daha parlak ve sağlıklı görünmesini sağlar. Egzama ve benzeri cilt hastalarının tedavisine yardımcıdır.
Düzenli olarak bıldırcın yumurtası tüketerek zihin sağlığınızı korumak mümkündür. Bıldırcın yumurtası, beyin fonksiyonlarını uyararak zekâyı geliştirir, hafızayı korur, sinirsel rahatsızlıkların iyileşmesine yardımcı olur.
Bıldırcın yumurtası özellikle B vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Bu özelliği sayesinde günlük alınması gereken B1 vitamininin %140’ını karşılayabilir. Aynı zamanda tavuk yumurtasına göre çok daha besleyici ve sağlıklıdır. Bıldırcın yumurtası, tavuk yumurtasına göre günlük alınması gereken proteinin %13’ünden fazlasını karşılamaya yardımcıdır.
Bıldırcın yumurtası, demir bakımından oldukça zengindir. Bu özelliği sayesinde kansızlık probleminin yaşanmasını önler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.
Uzun, güçlü, parlak saçlara sahip olmayı istiyorsanız bıldırcın yumurtasından yardım almayı unutmayın. Bıldırcın yumurtasını düzenli olarak tüketerek ya da saçlarınız için hazırladığınız maskelerde malzeme olarak kullanarak saçlarınızın çok daha sağlıklı olmasına katkıda bulunabilirsiniz.
Yüksek tansiyon, kanser, felç, kalp, sindirim gibi çeşitli rahatsızlıkların yaşanma riskini önleme açısından önemli olan potasyum, bıldırcın yumurtasında oldukça bol bulunur. Bıldırcın yumurtası, bu özelliği sayesinde düzenli olarak tüketen kişiyi önemli hastalıklardan koruyarak sağlıklı bir yaşamı vaat eder
KOAH'da, günlük yaşamın ve beslenme düzeninin, nefes darlığının derecesini arttırmayacak ölçüde dengelenmesi çok önemlidir.
Bir KOAH hastası, ideal ağırlıkta olmalı ve bu ağırlığı korumalıdır. Diyet enerjisinin yaklaşık yarıya yakını yağdan gelmeli, yağ oranı yüksek yiyeceklerin tüketimi arttırılmalı, nişastalı, unlu ve şekerli yiyeceklerin tüketimi ise karbondioksit üretimini arttırdığı için azaltılmalıdır. Diyet; kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum açısından zengin olmalıdır, çünkü bu mineraller solunum kaslarının kasılmasında görev alırlar. Yani örnek olarak proteinden zengin gıdalar; süt, yoğurt, ayran, peynir, kuru baklagil (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya), meyve (özellikle kurutulmuş olanlar), her türlü sebze (özellikle koyu yeşil yapraklı olanlar), balık, et, kuruyemiş (özellikle fındık, ceviz, badem), zeytin, zeytin yağı vb. tüketilebilinir. Çayda, kahvede çok şeker kullanılmamalı, hafif tatlılar (meyveli tatlılar, sütlü tatlılar ve kompostolar) tercih edilmeli, hamurlu tatlılar olabildiğince kullanılmamalıdır. Öğünde çorba, pilav-makarna, börek varsa ekmek az tüketilmelidir.
Tansiyon problemi varsa yemekler tuzsuz yapılmalıdır. Hastada ödem gelişmişse, sodyum ve sıvı kısıtlaması yapılmalı ve diyet potasyumu arttırılmalıdır. Yine sigara içenlerde, C vitamini gereksinimleri artmaktadır, ki aslında sigarayı bırakmak tedavinin temel prensibidir.
Bu arada hastada beslenme bozukluğu ve zayıflık varsa kilo alımı desteklenmelidir. İlerlemiş akciğer hastalıklarında görülen kilo kaybına pulmoner kaşeksi denir. Pulmoner kaşeksi KOAH hastalarının ileri dönemlerinde % 20-40 oranlarında görülmektedir ve hastanın yaşam süresini tüm faktörlerden bağımsız olarak etkilemektedir.
Özellikle protein kalori eksikliği şeklinde olan beslenme bozukluğunun birçok sebebi vardır. En sık neden, gıda alımı sonrası, midenin diyaframı yukarı itmesi ve hastanın nefes darlığı sebebiyle yeterli yemek yiyememesidir. Bu nedenle KOAH hastalarında sindirim problemleri, şişkinlik hissi görülebileceğinden ve yemek sırasındaki eforla nefes darlığı artışı gelişebileceğinden, sık sık, az miktarda yemek, gaz yapacak yiyecekleri mümkünse tüketmemek ve iyi çiğneyerek besinleri tüketmek daha uygun olacaktır.
Tere Otu Nedir? Koah Faydası Nedir
Zatürre; akciğer enfeksiyonu demektir. KOAH hastalarında ‘Streptococcus pneumoniae’ olarak adlandırılan bakteriye bağlı zatürre özellikle risklidir. Bu bakteri erişkin yaşta zatürrenin en sık sebebidir. Sağlıklı kişilerde bakteri burun-yutak bölgesinde yerleşir. Yakın temas ile kişiden kişiye bulaşır. Orta kulak enfeksiyonu ve sinüzite yol açar. Hastalık ilerlerse akciğer, beyin ve eklemleri etkileyebilir. Daha ağır enfeksiyon durumlarında zatürre, beyin zarı enfeksiyonu, karın zarı enfeksiyonu, eklem enfeksiyonu, kemik zarı enfeksiyonu, nadir durumlarda kalp kapakçık enfeksiyonu ve kalp zarı enfeksiyonu yapabilir.
Bağışıklık sistemi bozuk hastalar bu enfeksiyonlara daha duyarlıdır. Küçük çocuklar, yaşlılar, altta yatan KOAH gibi kronik akciğer hastalığı ve kronik kalp hastalığı olan hastalarda risk yüksektir.
Zatürre Aşısı (Pnömokok Aşısı)
İki tip zatürre aşısı vardır: Polisakkarit Pnömokok Aşısı ve Konjuge Pnömokok Aşısı
65 yaşından büyük herkese konjuge veya polisakkarit pnömokok aşısı yapılabilir.
KOAH hastalarında hangi yaşta olursa olsun polisakkarit aşı yapılması önerilir. 65 yaşından küçüklerde pnömokok ile enfeksiyon riski yüksekse polisakkarit aşının 5 yıl arayla 2 doz daha yapılması ve üçüncü dozun 65 yaşından sonra ve son dozdan en az 5 yıl sonra yapılması önerilir. 65 yaşından büyüklerde ise polisakkarit aşının tek dozu yeterlidir.
Konjuge pnömokok aşısı 65 yaş ve büyük olan herkese önerilir. 65 yaşından büyük ve daha önce hiç pnömokok aşısı olmamışsa konjuge aşıdan 12 ay sonra polisakkarit aşı yapılması önerilir.
- Eğer daha önce yapılan aşılar ile ilgili hiçbir kayıt veya bilgi yoksa tavsiye edilen dozlarda yapılır. Ekstra dozun hastaya zararı olmayacaktır. Labaratuvarda kanıtlanmış pnömokoka bağlı zatürre olsa dahi aşı yapılması önerilir. İki aşının da yan etkileri çok nadirdir ve oldukça güvenlidir. Size uygun aşının seçimi, reçetelendirilmesi ve tedavi şeması için doktorunuzla görüşmeniz tavsiye edilir.
Berra Öndeş ile Bıldırcın ve Unkurdu Dünyası https://youtube.com/@berraondes?si=...