28 Kasım 2024 Perşembe

   ÇOCUKLARIMIZA YUMURTAYI RENKLENDİRİP SEVDİREREK VEREBİLİRİZ



           ÇOCUKLARIMIZA YUMURTAYI RENKLENDİRİP SEVDİREREK VEREBİLİRİZ

                  Bıldırcın Yumurtası Faydaları ve Kullanımı


Bıldırcın yumurtası, son yıllarda sağlık açısından dikkat çeken besin maddeleri arasında yer almaktadır. Yüksek besin değeri ve sağlık faydaları ile bilinen bu yumurtalar, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına kadar birçok olumlu etki sunmaktadır. Çeşitli tüketim yöntemleriyle günlük beslenmeye dahil edilebilir.

Bıldırcın yumurtası, son yıllarda sağlık alanında sıkça dikkat çeken bir besin maddesi haline gelmiştir. Bu yumurtalar, besin değerleri ve sağlık faydaları açısından zengin içerikleriyle bilinir. Bıldırcın yumurtasının beslenmedeki rolü ve sağlığa olan etkileri üzerine yapılan araştırmalar, bu küçük ama besleyici gıda maddesinin potansiyel yararlarını ortaya koymaktadır.


                      Bıldırcın Yumurtasının Besin Değeri


Bıldırcın yumurtası, zengin bir besin içeriğine sahiptir. İçerdiği vitaminler, mineraller ve diğer besin öğeleri, sağlığımız üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Bıldırcın yumurtasının besin değerleri şunlardır:
  • Yüksek protein içeriği
  • Vitamin A, B2 (riboflavin), B12 ve D vitaminleri
  • Demir, fosfor, çinko ve selenyum gibi mineraller
  • Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri
Bu besin öğeleri, bıldırcın yumurtasının sağlık üzerindeki olumlu etkilerini destekler.


                          Bıldırcın Yumurtası Kullanımı

Bıldırcın yumurtası, çeşitli şekillerde tüketilebilir. Aşağıdaki yöntemler, bıldırcın yumurtasını günlük beslenmenize dahil etmenin yollarıdır:
  • Haşlayarak Tüketme: Bıldırcın yumurtası, haşlanarak atıştırmalık olarak tüketilebilir.
  • Salatalara Ekleyerek: Salatalara haşlanmış bıldırcın yumurtası eklemek, besin değerini artırır.
  • Omlet veya Yumurta Salatası: Bıldırcın yumurtası, omlet veya yumurta salatası yapımında kullanılabilir.
  • Smoothie veya İçeceklerde: Bıldırcın yumurtası, smoothie veya protein içeceklerine eklenerek tüketilebilir.




                                  BILDIRCIN YUMURTASININ FAYDALARI          


 Her gün 1 adet tavuk yumurtası yiyerek protein ihtiyacınızın bir kısmını karşılıyor, öğünlerinizi zenginleştiriyor olabilirsiniz; fakat diğer seçenekleri de listenize eklemeye ne dersiniz? Mesela birçok yönden tavuk yumurtasından çok daha hünerli olan bıldırcın yumurtası ile tanışmak için daha fazla geç kalmayın deriz. İşte bıldırcın yumurtasının 9 müthiş faydası.

bildircin-yumurtasi-hakkinda

bildircin-yumurtasi-hakkinda

1. Protein Kaynağıdır

Bıldırcın yumurtası, iyi bir protein kaynağıdır. Protein eksikliği problemi yaşayanlar ve bunun için protein tozu gibi takviyelerden yararlanan kişiler bir başka yöntem olarak doktor kontrolü dahilinde bıldırcın yumurtasına yönelebilir.

 

2. Hastalıklardan Korur

Bıldırcın yumurtası, doğanın sunduğu antibiyotiklerden biridir. Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, grip gibi rahatsızlıklarla sık bir şekilde mücadele ediyorsanız düzenli olarak bıldırcın yumurtası tüketimi etkili bir çözüm yöntemi olabilir.

 

3. Öksürüğe İyi Gelir

Ne ilaç kullanırsanız kullanın yok edemediğiniz bir öksürük probleminiz varsa bir de bıldırcın yumurtasından yararlanmayı deneyin. 1 bardak süt içerisine 1 adet bıldırcın yumurtası ve 1 çay kaşığı kadar bal ekleyip için. Bu karışım ile öksürüğe veda edebilir, çeşitli alerjik reaksiyonları kendinizden uzaklaştırabilirsiniz.

 

4. Cildi Güzelleştirir

Bıldırcın yumurtası, çeşitli cilt maskeleri yapmak için iyi bir malzemedir. Bıldırcın yumurtasından yapılan maskeler; ten rengini güzelleştirir, cildin daha parlak ve sağlıklı görünmesini sağlar. Egzama ve benzeri cilt hastalarının tedavisine yardımcıdır.

 

5. Zihin Sağlığını Korur

Düzenli olarak bıldırcın yumurtası tüketerek zihin sağlığınızı korumak mümkündür. Bıldırcın yumurtası, beyin fonksiyonlarını uyararak zekâyı geliştirir, hafızayı korur, sinirsel rahatsızlıkların iyileşmesine yardımcı olur.

 

6. Vitamin Kaynağıdır

Bıldırcın yumurtası özellikle B vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Bu özelliği sayesinde günlük alınması gereken B1 vitamininin %140’ını karşılayabilir. Aynı zamanda tavuk yumurtasına göre çok daha besleyici ve sağlıklıdır. Bıldırcın yumurtası, tavuk yumurtasına göre günlük alınması gereken proteinin %13’ünden fazlasını karşılamaya yardımcıdır.

 

7. Kansızlığı Önler

Bıldırcın yumurtası, demir bakımından oldukça zengindir. Bu özelliği sayesinde kansızlık probleminin yaşanmasını önler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.

 

8. Saçları Güzelleştirir

Uzun, güçlü, parlak saçlara sahip olmayı istiyorsanız bıldırcın yumurtasından yardım almayı unutmayın. Bıldırcın yumurtasını düzenli olarak tüketerek ya da saçlarınız için hazırladığınız maskelerde malzeme olarak kullanarak saçlarınızın çok daha sağlıklı olmasına katkıda bulunabilirsiniz.

 

9. Potasyum Kaynağıdır

Yüksek tansiyon, kanser, felç, kalp, sindirim gibi çeşitli rahatsızlıkların yaşanma riskini önleme açısından önemli olan potasyum, bıldırcın yumurtasında oldukça bol bulunur. Bıldırcın yumurtası, bu özelliği sayesinde düzenli olarak tüketen kişiyi önemli hastalıklardan koruyarak sağlıklı bir yaşamı vaat eder







                               BİR KOAH HASTASI NASIL BESLENMELİDİR ?

 KOAH'da, günlük yaşamın ve beslenme düzeninin, nefes darlığının derecesini arttırmayacak ölçüde dengelenmesi çok önemlidir. 

Bir KOAH hastası, ideal ağırlıkta olmalı ve bu ağırlığı korumalıdır. Diyet enerjisinin yaklaşık yarıya yakını yağdan gelmeli, yağ oranı yüksek yiyeceklerin tüketimi arttırılmalı, nişastalı, unlu ve şekerli yiyeceklerin tüketimi ise karbondioksit üretimini arttırdığı için azaltılmalıdır. Diyet; kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum açısından zengin olmalıdır, çünkü bu mineraller solunum kaslarının kasılmasında görev alırlar. Yani örnek olarak proteinden zengin gıdalar; süt, yoğurt, ayran, peynir, kuru baklagil (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya), meyve (özellikle kurutulmuş olanlar), her türlü sebze (özellikle koyu yeşil yapraklı olanlar), balık, et, kuruyemiş (özellikle fındık, ceviz, badem), zeytin, zeytin yağı vb. tüketilebilinir. Çayda, kahvede çok şeker kullanılmamalı, hafif tatlılar (meyveli tatlılar, sütlü tatlılar ve kompostolar) tercih edilmeli, hamurlu tatlılar olabildiğince kullanılmamalıdır. Öğünde çorba, pilav-makarna, börek varsa ekmek az tüketilmelidir.

Tansiyon problemi varsa yemekler tuzsuz yapılmalıdır. Hastada ödem gelişmişse, sodyum ve sıvı kısıtlaması yapılmalı ve diyet potasyumu arttırılmalıdır. Yine sigara içenlerde, C vitamini gereksinimleri artmaktadır, ki aslında sigarayı bırakmak tedavinin temel prensibidir.

Bu arada hastada beslenme bozukluğu ve zayıflık varsa kilo alımı desteklenmelidir. İlerlemiş akciğer hastalıklarında görülen kilo kaybına pulmoner kaşeksi denir. Pulmoner kaşeksi KOAH hastalarının ileri dönemlerinde % 20-40 oranlarında görülmektedir ve hastanın yaşam süresini tüm faktörlerden bağımsız olarak etkilemektedir.

Özellikle protein kalori eksikliği şeklinde olan beslenme bozukluğunun birçok sebebi vardır. En sık neden, gıda alımı sonrası, midenin diyaframı yukarı itmesi ve hastanın nefes darlığı sebebiyle yeterli yemek yiyememesidir. Bu nedenle KOAH hastalarında sindirim problemleri, şişkinlik hissi görülebileceğinden ve yemek sırasındaki eforla nefes darlığı artışı gelişebileceğinden, sık sık, az miktarda yemek, gaz yapacak yiyecekleri mümkünse tüketmemek ve iyi çiğneyerek besinleri tüketmek daha uygun olacaktır.


 

Tere Otu Nedir?

            Tere Otu Nedir? Koah Faydası Nedir

Doğada bulunan bazı bitkiler hem insan sağlığı açısından sayısız fayda sunar hem yemeklerin lezzetini ve besin değerini artırır. Turpgiller/lahanagiller familyasına ait olan tere otu da bu bitkilerden biridir. Hızlı büyüyen bir yapıya sahip olan bu yenilebilir bitkinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini, kullanım alanlarını ve olası yan etkilerini yazımızın devamında bulabilirsiniz. Bilimsel adı Lepidium sativum olan tere otu; yeşil yapraklı, sağlıklı ve besleyici bir bitki olarak bilinir. Ana vatanı Güneydoğu Asya ve Mısır olan bu bitkiye ABD, Hindistan ve Avrupa ülkelerinde de rastlanır. Ülkemizdeyse genellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde daha sık görülse de hemen her bölgede yetiştirilmeye uygundur. Tere otunun ayrıca yaban teresi, bahçe teresi, yer teresi, su teresi ve çayır teresi gibi yaklaşık 90 farklı çeşidi de bulunur. Biberimsi, acı ve keskin bir tada sahip olan tere otunun en çok kullanılan kısımları genellikle yaprakları ve kökleridir. Aynı zamanda bu bitkinin toprak üstünde kalan kısımları da ilaç yapımında kullanılır. Özellikle bağışıklığı güçlendirme yönüyle öne çıkan tere otu, içeriğindeki fitokimyasallar sayesinde antioksidan, diüretik, antimikrobiyal ve antidiyabetik etkilere de sahiptir. Tere otu aynı zamanda vitamin, mineral ve yağ asitleri bakımından da oldukça zengin bir içeriğe sahiptir.
Tere otunun içerdiği bileşenleri şu şekilde sıralayabiliriz: A, C, K ve E vitamini, Folik asit (B9 vitamini), Protein, Kalsiyum, Demir, Magnezyum, Potasyum, Fosfat, Diyet lifi, Karbonhidrat, Beta-karoten, Linoleik yağ asidi. Tere Otunun Faydaları Nelerdir? Tere otunun en önemli faydası bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesidir. Ancak tere otunun insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri bununla sınırlı değildir. Tere otunun kemik sağlığından bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine kadar uzanan diğer faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz: Metabolizmayı hızlandıran ve tokluk hissi veren tere otu, kilo vermeye yardımcı bir bitkidir. Özellikle tere tohumları içerdiği omega-6 ve omega-3 yağ asitleri sayesinde kalp sağlığının korunmasına destek olur. Kan şekerini düşürme özelliği nedeniyle diyabetin tedavisinde etkin bir rol oynar. Karaciğerin hasara uğramasına neden olan CC14’ün varlığında serbest radikallerin artışının azalmasını sağlar. Vücudu toksinlere karşı korur. Akciğerleri temizler. Bu yönüyle özellikle sigara içenlerin tere otu tüketmesi tavsiye edilir. K vitamini açısından zengin olan tere otu, kemik oluşumunu destekler ve kemik sağlığını iyileştirir. Kanserin önlenmesine yardımcı olur. Özellikle lösemi kanserinde etkili olan tere otu, kanserli hücre sayısını azaltarak sağlıklı hücre sayısının artmasına zemin hazırlar. Vücudun iltihap seviyesini düşürür, enfeksiyona bağlı hastalıkların oluşmasının önüne geçer. Oksidatif strese karşı koruma sağlar. Tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Trigliseridi ve kötü kolestrolü azaltabilir. Tere otu etkili bir balgam sökücüdür. Bu nedenle öksürüğe iyi gelir, astım hastalığının semptomlarını hafifletir. Tere otunun yüksek life sahip olması hazımsızlığın ve kabızlığın giderilmesine yardımcı olur. Düzenli olarak tüketildiğinde bağırsak hareketlerinin düzenlenmesini sağlar. Saç ve cilt sağlığı açısından olumlu etkilere sahiptir. Afrodizyak etkisi sayesinde cinsel gücü ve isteği artırabilir. Tüm bunların dışında tere otu kullanımı anne sütü için gereksinim duyulan mineral ve vitaminlerin oluşmasına da zemin hazırlar.
Tere Otu Nasıl Kullanılır? Tere otu birçok farklı şekilde tüketilebilen bir bitki türüdür. Özellikle salatalarda, çorbalarda ve yemeklerde hem gövdesi hem yaprakları kullanılabilir. Aynı zamanda kurutularak bir tür baharat olarak da tüketilebilir. Tere otunun lezzetinden yararlanmak için yumurta tariflerinde de bu bitkiye yer verilebilir. Tere otunun suyundan faydalanmak isteyenler de bu bitkiyi çeşitli meyve sularıyla karıştırarak tüketebilir. Bir diğer alternatif olarak da tere otunun tohumları ve yaprakları kaynatılarak çay hazırlanabilir. Ancak tere otu çayının günde en fazla 2 fincan içilmesi tavsiye edilir. Bu yaygın kullanımlar dışında tere otu şu şekillerde de kullanılabilir: Sigara içenler akciğerlerini temizlemek için kaynar suya 15 adet tere sapı ekleyerek tere kürü hazırlayabilir. Hazırlanan tere kürü soğumaya bırakılmalı, aç karna ya da yemeklerden yaklaşık olarak 1 saat sonra tüketilmelidir. İsteğe bağlı olarak tere kürüne yarım limon da sıkılabilir. Cilt yüzeyini iyileştirmek için tere tohumu ezilerek balla karıştırılabilir. Tere otu tohumu yoğurt ve harnup pekmeziyle karıştırılarak macun kıvamına getirilebilir. Makarna soslarında tere otuna yer verilebilir. Tere otunun tadını nahoş veya acı bulan bireyler, bu bitkiyi limon suyu ve zeytinyağıyla tatlandırarak tüketebilirler. Tere otu tohumu çiğnenerek de tüketilebilir.

KOAH VE ZATÜRE AŞISI

 

                       KOAH hastasıyım, zatürre aşısı olmalı mıyım?

Zatürre; akciğer enfeksiyonu demektir. KOAH hastalarında  Streptococcus pneumoniae’ olarak adlandırılan bakteriye bağlı zatürre özellikle risklidir. Bu bakteri erişkin yaşta zatürrenin en sık sebebidir.  Sağlıklı kişilerde bakteri burun-yutak bölgesinde yerleşir. Yakın temas ile kişiden kişiye bulaşır. Orta kulak enfeksiyonu ve sinüzite yol açar. Hastalık ilerlerse akciğer, beyin ve eklemleri etkileyebilir. Daha ağır enfeksiyon durumlarında zatürre, beyin zarı enfeksiyonu, karın zarı enfeksiyonu, eklem enfeksiyonu, kemik zarı enfeksiyonu, nadir durumlarda kalp kapakçık enfeksiyonu ve kalp zarı enfeksiyonu yapabilir. 

Bağışıklık sistemi bozuk hastalar bu enfeksiyonlara daha duyarlıdır. Küçük çocuklar, yaşlılar, altta yatan KOAH gibi kronik akciğer hastalığı ve kronik kalp hastalığı olan hastalarda risk yüksektir.

Zatürre Aşısı (Pnömokok Aşısı)

İki tip zatürre aşısı vardır: Polisakkarit Pnömokok Aşısı ve Konjuge Pnömokok Aşısı

65 yaşından büyük herkese konjuge veya polisakkarit pnömokok aşısı yapılabilir.

KOAH hastalarında hangi yaşta olursa olsun polisakkarit aşı yapılması önerilir. 65 yaşından küçüklerde pnömokok ile enfeksiyon riski yüksekse polisakkarit aşının 5 yıl arayla 2 doz daha yapılması ve üçüncü dozun 65 yaşından sonra ve son dozdan en az 5 yıl sonra yapılması önerilir. 65 yaşından büyüklerde ise polisakkarit aşının tek dozu yeterlidir.

Konjuge pnömokok aşısı 65 yaş ve büyük olan herkese önerilir. 65 yaşından büyük ve daha önce hiç pnömokok aşısı olmamışsa konjuge aşıdan 12 ay sonra polisakkarit aşı yapılması önerilir.

  • Eğer daha önce yapılan aşılar ile ilgili hiçbir kayıt veya bilgi yoksa tavsiye edilen dozlarda yapılır. Ekstra dozun hastaya zararı olmayacaktır. Labaratuvarda kanıtlanmış pnömokoka bağlı zatürre olsa dahi aşı yapılması önerilir. İki aşının da yan etkileri çok nadirdir ve oldukça güvenlidir. Size uygun aşının seçimi, reçetelendirilmesi ve tedavi şeması için doktorunuzla görüşmeniz tavsiye edilir.

  Berra Öndeş ile Bıldırcın ve Unkurdu Dünyası             https://youtube.com/@berraondes?si=...